boşalmak

nsz
1. 变空: Daha dün boşalmıştı bu oda. 这间房子昨天就空了。Salon boşalmağa başladı. 大厅里开始变得空荡荡的。
2. (液体等)流出, 排出; (人群)涌出: Kap delik, su boşalıyor. 容器漏了, 水正在向外流。
3. (绳扣、钟弦等)变松: Sicim gitgide boşalıyor; gemi hafif yana yatarak pupa gidiyordu. 绳子慢慢地松开了, 船轻轻地向一边倾斜, 顺水而去。Zemberek birden boşaldı. 发条突然松开了。
4. (枪炮等)发射
5. (牲畜)脱缰, 脱套: Atlar boşaldı. 马群挣脱了缰绳。
6. 转́ 倾吐, 发泄, 宣泄: Anlattı, anlattı, biraz boşaldı. 他说啊说啊, 这才痛快了点儿。
7. 物́ 放电, (电池)耗尽

Türkçe-Çince Sözlük. 2014.

Look at other dictionaries:

  • boşalmak — nsz 1) Boş duruma gelmek, içinde bir şey kalmamak, inhilal etmek 2) Dışarıya akmak, dökülmek 3) Gevşemek, açılmak Sicim gitgide boşalıyor, gemi hafif yana yatarak pupa gidiyordu. S. F. Abasıyanık 4) mec. Derdini, sıkıntısını birine anlatarak… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • zembereği boşalmak (veya boşanmak) — 1) zembereği kurulmaz duruma gelmek 2) mec. kendini tutamayarak uzun uzun ve sesli gülmek …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • zihni boşalmak — kafası rahat ve dingin olmak Zihnim boşaldıkça daha doğrusu rahat zamanlarımda Türkçenin güzelliklerini, orijinal cilvelerini düşünürüm. B. Felek …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • içi boşalmak — önemi ve anlamı kalmamak Biliyorum; bütün sözler yavan, bütün sözcüklerin içi boşalmış, bütün anlamlar kullanılmış... M. Mungan …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • boşumak — boşalmak; boşanmak, çözulmek, gevşemek; izln verip b ırakmak; boşamak III, 266 …   Divan-i Luqat-i it-Türk Dizini

  • boşunmak — boşalmak II,238bkz: bo şgunmak …   Divan-i Luqat-i it-Türk Dizini

  • boşalıvermek — nsz Çabucak veya ansızın boşalmak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • boşalma — is. 1) Boşalmak işi, inhilal Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliklerinde boşalma olması hâlinde, ara seçime gidilir. Anayasa 2) mec. Derdini birine açarak ferahlama, rahatlama, deşarj 3) fiz. Elektrik yükünün başka bir iletkene geçişi veya sıfıra… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • — is. 1) Herhangi bir durumun, cismin veya alanın sınırları arasında bulunan bir yer, dâhil, dış karşıtı Deniz gecenin içinde, gece denizin içindedir. Ç. Altan 2) Oyuk şeylerin boşluğu 3) Cisimlerin yüzeyleri arasında kalan her nokta Tahtanın içi… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • tenhalaşmak — nsz 1) Yalnız kalmak 2) Tenha duruma gelmek, boşalmak, ıssızlaşmak Akşam satıcılarının melankolik sesleri, tenhalaşan mahalle aralarında inliyor. R. H. Karay …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • zihin — is., hni, Ar. ẕihn 1) Canlının duygu ve davranışlar dışındaki ruhsal süreç ve etkinliklerinin bütünü 2) ruh b. Bellek Bu yavrucuğa bakarak hayalini zihnimde büyütmeye başladım. Ö. Seyfettin 3) Anlayış, kavrayış Zihni açık. 4) Bilinç, dimağ… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

We are using cookies for the best presentation of our site. Continuing to use this site, you agree with this.